Yaşamak pek sahip olmadığım bir alışkanlık,
alışmışlık sadece.
Çoktandır yabancısıyım burasının, buranın
yalancısıyım.
Görmüyor dünya ve zaten gizliyor kimsesizliğini, sesi olmayanlara içten bir günaydın, bizim için doğmayan bir güneş daha.
Gerçi batmasını beklediğimiz kaçıncı gün, inanın saymadık. Saydamdık biz her kötü düşüncenin ve iyi şeylerin geçip gittiği.
Yol üstü manzaraları, insanı büyüleyen destansı güzelliklere sahip; kimsenin yerleşmediği bir yer midir ruhun?
Kime yazıldığını bilmediğim, kendime hiç yakıştıramadığım sözlerim ve ben değildim aslında kapında bekleyecek olan seninle, onunla, bununla, dünya işleriyle işim olmazdı gerçeğin tokattı teğet geçseydi güzel düşlerin sonu gelmezdi.
Oysa güzel şeylerin sonu her şeyden hızlı geliyor. Heyecan yaratmanın meşakkatti yitip gitmekten yavaş kalıyor, kalıyor yiten hikayeler bizler işte o yolun yolcusuyuz.
Bu yolun sonu demek istediğim günlerin sayısındaki artış yaşımdan fazladır. Yaşımda epey bir oldu bu serzenişler, çocuksu isyanları geçme vakti çoktan geldi. Geldi ama bırakmıyor peşimi yaşamak belası .
Memnun değil misin? Emin ol ben kendimden yüz kat memnun değilim ama kimse de memur değil ikimiz varız işte; ikimizin arasına ne devlet girer, ne banknotlar yaşamak hayalin olmasa, yaşamaya dair çok fazla şey barındırırdı hayatımız oysa barınmak büyük bir problem artık çünkü inanarak inşa ettiğin dünya, bize tükenmekten başka bir yol sunmuyor.
Yol bizi hiçbir yere götürmüyor.

Bir yanıt yazın